26 Mayıs 2014 Pazartesi

Veysel Çamlıbel: AĞRI‘DA ÖNEMLİ SEÇİM

Ağrılı yazar Veysel Çamlıbel yazdı: AĞRI‘DA ÖNEMLİ SEÇİM (Kürt halkı önünü görmeli. Halk iradesi kurda kuşa yem olmamalıdır) 

Geçmişte, çok değil, 40 – 50 yıl öncesine kadar baba ata yadigarı coğrafyamıza Doğu, Güneydoğu Bölgesi deniliyordu, bizler de çar naçar öyle demek zorunda bırakılmıştık. Kürde Kürt demek kolay değildi, çok şeyi göze almak demekti. Nitekim doğruyu açıkça söyleyenler çok ağır fatura ödediler. Dünya alemin bildiği, bizdeki inkarcıların artık diretemediği, kabullendiği/ kabulleneceği, Kürdıstan’a Kürdıstan demek de artık yaşamdaki karşılığını buluyor.


Kürt halkının üzerine binlerce yıldan bu yana yaşadığı onca çökertmelere, sürgünlere, göçlere, iskan politikalarına rağmen günümüze kadar varlığını ve çoğunluğunu koruyabildiği coğrafyanın adıdır Kürdıstan... Güney’de Kürdıstan Federal Bölgesi, İran’da öteden beri adı Kürdistan olan bir coğrafya var. Yaşam artık inkarla, yok saymayla yönetilemiyor. Hele böylesi bir Dünya’da; teknolojinin olağan üstü geliştiği, iletişimin / haberleşmenin şaşırtıcı olduğu, dünyadaki olayların anında ekranlardan takip edebildiği bir çağda.

Yerel yönetimler Kürt halkı açısından genel seçimlerden de büyük önem taşıyor. Netice olarak siz kendi köyünüzü, mahallenizi, ilçenizi, şehrinizi yönetemiyor, sorunlarınızı yerinden çözemiyorsanız, ta Ankara’dan seslenerek hiç mi hiç  çözemezsiniz. Kendi evinizde demokrasiyi, barışı, adaleti sağlayamıyorsanız, birliğinizi yaratamıyorsanız Ankara’dan barış, demokrasi, çözüm beklemek nafile bir çabanın ötesine geçmez.

Son yerel seçimlerle Kürt ikliminin siyasal coğrafyası, olması gerektiği düzeyde olmasa da şekillenme yoluna girdi. Kendini fark etmede, kendini yeniden şekillenmede Bingöl, Muş gibi önemli şehirlerde başarı sağlanamadı. Ağrı seçimleri bir çok açıdan çok çok önemli. Halk kendine, kendi baskı altında tutulan diline, kültürüne, tarihine, red ve inkardan gelinen kimliğine oyunu vermelidir. Bu bir namus, onur, kendine saygının gereğidir.

Diğer yandan, halk seçtiğine, bu BDP gibi bir parti bile olsa "umumi vekalet" vermemeli, haklarının, hukukunun takipçisi olmalı, seçtiklerini kendilerinin hizmetindeki insanlar olarak görmeli, onlara şunu şunu yapın, şunları zinhar yapmayın diyebilmeli, halk geleceğine sahip çıkabilmelidir. Durum bu olunca; gençlere, kadın erkek genç kuşaklara çok iş düşüyor. Ailenin ağır yükünü, sorumluluğunu taşıyan kadınlar dört duvar arasından dışarı çıkmalı, yaşamın yaratıcı cephesinde aktif rol almalıdır. Gençlik, toplum ağacının genç sürgünleridir, onların gerçek hedefleri dışında büyük ütopyaları da olmalı. Genç kuşaklar toplumu, doğayı, özgürlüğü, eşitliği, adaleti sahiplenmelidir.

BDP benim de olumlu – olumsuz yanlarıyla eleştirmeden sakınmadığım bir partidir. Hiçbir parti, siyasal hareket zemzemle yıkanmış değildir ve olamaz. BDP’ye karşı eleştirel bakan her insanın, her gurup ve kesimin, her farklı partinin iyi düşünmesi, halkın çıkarlarını, gelecek beklentisini her şeyden önde tutması, seçim gününü öyle değerlendirmesi gerekir.

Kürt halkı önünü görmeli. Halk iradesi kurda kuşa yem olmamalıdır.
Bu önemli seçimi BDP kazanmalı. Bunun için herkesin yapacağı bir şey vardır.

Atalarımızın özlü sözünü hatırlayalım;

‘’Her teyrek bi refên xwe difire ‘’

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder